<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/">
	<channel>
		<title><![CDATA[Geldegül - Gülmek İçin Bahaneniz Olsun - Meslek Fıkraları]]></title>
		<link>https://www.geldegul.com/</link>
		<description><![CDATA[Geldegül - Gülmek İçin Bahaneniz Olsun - https://www.geldegul.com]]></description>
		<pubDate>Sat, 16 May 2026 03:05:54 +0000</pubDate>
		<generator>MyBB</generator>
		<item>
			<title><![CDATA[Otobüs Bekliyorum Diyeceğim İnanmayacaksın]]></title>
			<link>https://www.geldegul.com/showthread.php?tid=19</link>
			<pubDate>Sat, 21 Mar 2026 20:27:22 +0000</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://www.geldegul.com/member.php?action=profile&uid=1">Hazel</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://www.geldegul.com/showthread.php?tid=19</guid>
			<description><![CDATA[Kadının biri, yatak odasındaki gardıroptan gelen garip gıcırtıyı kesmesi için eve bir marangoz çağırır. Marangoz dolabı inceler, kapakları açıp kapatır ama tık yok.<br />
<br />
— "Abla, bu dolabın hiçbir şeyi yok, boşuna çağırmışsın beni," der.<br />
<br />
Kadın ısrar eder:<br />
— "Usta, normalde gıcırdamıyor zaten. Sokaktan belediye otobüsü geçerken bir sarsıntı oluyor, o zaman gıcırdıyor. Sen şimdi dolabın içine gir, otobüs geçerken içeriden bak bakalım sorun nerede."<br />
<br />
Marangoz "Peki," der ve geçer dolabın içine, beklemeye başlar. Derken kadının kocası beklenmedik bir anda eve gelir. Üzerini değiştirmek için dolabın kapağını bir açar ki, içeride tanımadığı bir adam!<br />
<br />
Koca öfkeyle bağırır:<br />
— "Yuh! Ne işin var senin benim dolabımda be adam?!"<br />
<br />
Marangoz boynunu büker, mahcup bir sesle cevap verir:<br />
— "Valla abi, ne desen haklısın... Şimdi sana burada otobüs bekliyorum desem hayatta inanmazsın!"]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Kadının biri, yatak odasındaki gardıroptan gelen garip gıcırtıyı kesmesi için eve bir marangoz çağırır. Marangoz dolabı inceler, kapakları açıp kapatır ama tık yok.<br />
<br />
— "Abla, bu dolabın hiçbir şeyi yok, boşuna çağırmışsın beni," der.<br />
<br />
Kadın ısrar eder:<br />
— "Usta, normalde gıcırdamıyor zaten. Sokaktan belediye otobüsü geçerken bir sarsıntı oluyor, o zaman gıcırdıyor. Sen şimdi dolabın içine gir, otobüs geçerken içeriden bak bakalım sorun nerede."<br />
<br />
Marangoz "Peki," der ve geçer dolabın içine, beklemeye başlar. Derken kadının kocası beklenmedik bir anda eve gelir. Üzerini değiştirmek için dolabın kapağını bir açar ki, içeride tanımadığı bir adam!<br />
<br />
Koca öfkeyle bağırır:<br />
— "Yuh! Ne işin var senin benim dolabımda be adam?!"<br />
<br />
Marangoz boynunu büker, mahcup bir sesle cevap verir:<br />
— "Valla abi, ne desen haklısın... Şimdi sana burada otobüs bekliyorum desem hayatta inanmazsın!"]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Mühendis ve Horoz]]></title>
			<link>https://www.geldegul.com/showthread.php?tid=16</link>
			<pubDate>Fri, 20 Mar 2026 23:34:22 +0000</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://www.geldegul.com/member.php?action=profile&uid=1">Hazel</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://www.geldegul.com/showthread.php?tid=16</guid>
			<description><![CDATA[Bir bankanın zirai krediler bölümünde çalışan bir ziraat mühendisi, kredi başvurularını yerinde incelemek için bir köye gider. Akşam tam dönüş yolundayken arabası bozulur. Çaresizce etrafına bakarken ileride ışığı yanan tek bir ev görür ve kapıyı çalar. Kapıyı dünya güzeli, genç bir kadın açar:<br />
<br />
— "Buyurun beyefendi, size nasıl yardımcı olabilirim? Ben kocası askerde olan ve burada tek başına yaşayan bir kadınım."<br />
<br />
Mühendis durumu anlatır:<br />
— "Ben ziraat mühendisim, arabam bozuldu. Acaba geceyi burada geçirmem mümkün mü?"<br />
Kadın memnuniyetle kabul eder. İçeri geçtiklerinde kadın imalı bir şekilde sorar:<br />
— "Bakın beyefendi, tekrar söylüyorum; ben kocası askerde olan, bu evde tek başına yaşayan bir kadınım. Bir arzunuz var mı?"<br />
<br />
Mühendis, "Karnım çok aç, mümkünse bir yemek yesek?" der. Kadın harika bir sofra hazırlar. Yemekten sonra kadın yine yanına gelir:<br />
— "Beyefendi, ben kocası askerde, yalnız bir kadınım... Başka bir arzunuz?"<br />
Mühendis, "Çay içsek çok iyi olur," der. Çaylar içilir. En sonunda kadın odaya gidip en şuh, en seksi geceliğini giyer ve mühendisin karşısına dikilir:<br />
— "Bakın beyefendi, gece oldu... Kocası askerde olan yalnız bir kadınım diyorum. Başka bir isteğiniz varsa çekinmeden söyleyin!"<br />
Bizim mühendis esner: "Yatağı hazırlarsanız uyumak istiyorum, çok yoruldum."<br />
<br />
Sabah olur, mühendis uyanıp bahçeye çıkar. Kadın bahçede hayvanlara yem vermektedir. Mühendisin gözü bir köşeye takılır; bahçede 1 tavuk ve tam 5 tane horoz vardır. Mühendis şaşkınlıkla sorar:<br />
— "Hanımefendi, 1 tavuğa 5 horoz fazla değil mi? Nasıl oluyor bu iş?"<br />
<br />
Kadın mühendise ters bir bakış atar ve cevabı yapıştırır:<br />
— "Anlamayacak bir şey yok beyefendi! O horozların 4 tanesi de senin gibi Ziraat Mühendisi!"]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Bir bankanın zirai krediler bölümünde çalışan bir ziraat mühendisi, kredi başvurularını yerinde incelemek için bir köye gider. Akşam tam dönüş yolundayken arabası bozulur. Çaresizce etrafına bakarken ileride ışığı yanan tek bir ev görür ve kapıyı çalar. Kapıyı dünya güzeli, genç bir kadın açar:<br />
<br />
— "Buyurun beyefendi, size nasıl yardımcı olabilirim? Ben kocası askerde olan ve burada tek başına yaşayan bir kadınım."<br />
<br />
Mühendis durumu anlatır:<br />
— "Ben ziraat mühendisim, arabam bozuldu. Acaba geceyi burada geçirmem mümkün mü?"<br />
Kadın memnuniyetle kabul eder. İçeri geçtiklerinde kadın imalı bir şekilde sorar:<br />
— "Bakın beyefendi, tekrar söylüyorum; ben kocası askerde olan, bu evde tek başına yaşayan bir kadınım. Bir arzunuz var mı?"<br />
<br />
Mühendis, "Karnım çok aç, mümkünse bir yemek yesek?" der. Kadın harika bir sofra hazırlar. Yemekten sonra kadın yine yanına gelir:<br />
— "Beyefendi, ben kocası askerde, yalnız bir kadınım... Başka bir arzunuz?"<br />
Mühendis, "Çay içsek çok iyi olur," der. Çaylar içilir. En sonunda kadın odaya gidip en şuh, en seksi geceliğini giyer ve mühendisin karşısına dikilir:<br />
— "Bakın beyefendi, gece oldu... Kocası askerde olan yalnız bir kadınım diyorum. Başka bir isteğiniz varsa çekinmeden söyleyin!"<br />
Bizim mühendis esner: "Yatağı hazırlarsanız uyumak istiyorum, çok yoruldum."<br />
<br />
Sabah olur, mühendis uyanıp bahçeye çıkar. Kadın bahçede hayvanlara yem vermektedir. Mühendisin gözü bir köşeye takılır; bahçede 1 tavuk ve tam 5 tane horoz vardır. Mühendis şaşkınlıkla sorar:<br />
— "Hanımefendi, 1 tavuğa 5 horoz fazla değil mi? Nasıl oluyor bu iş?"<br />
<br />
Kadın mühendise ters bir bakış atar ve cevabı yapıştırır:<br />
— "Anlamayacak bir şey yok beyefendi! O horozların 4 tanesi de senin gibi Ziraat Mühendisi!"]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Teknoloji Farkı]]></title>
			<link>https://www.geldegul.com/showthread.php?tid=15</link>
			<pubDate>Fri, 20 Mar 2026 23:32:00 +0000</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://www.geldegul.com/member.php?action=profile&uid=1">Hazel</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://www.geldegul.com/showthread.php?tid=15</guid>
			<description><![CDATA[Amerikalılar son teknoloji bir uçak geliştirir ve deneme sürüşü için Suudi Arabistan’a götürürler. Bir Arap pilotu uçağa bindirirler. Uçak havalandıktan kısa süre sonra motorlardan biri aniden patlar! Pilot panikleyecekken dijital ekranda bir yazı belirir:<br />
"Don't panic. This is American technology!"<br />
Uçak otomatik sistemle dengelenir, pilot rahatlar. Az sonra bir motor daha patlar, ekranda yine aynı yazı: "Don't panic..." Pilot uçmaya devam eder. Derken kalan iki motor birden patlar! Hiç motor kalmayınca pilot tam atlayacakken ekran yine yanar, uçak kendi kendine süzülerek yumuşak bir iniş yapar.<br />
<br />
Araplar bu duruma hayran kalır ve "Biz de böyle bir uçak yapmalıyız!" diyerek kolları sıvarlar. Yıllar süren çalışmanın ardından bir prototip üretip denemesi için Amerikalı bir pilot davet ederler.<br />
<br />
Amerikalı pilot havalandıktan birkaç dakika sonra motorlardan biri gürültüyle patlar. Göstergede şu yazı çıkar:<br />
"Don't panic. This is Arabic technology!"<br />
Pilot, "Tamam," der, "bizim sistemi kopyalamışlar, sıkıntı yok." Az sonra ikinci motor da patlar, ekranda yine aynı yazı: "Don't panic..."<br />
<br />
Pilot güvenle uçmaya devam ederken bir anda kalan iki motor da büyük bir gürültüyle infilak eder! Uçak hızla irtifa kaybetmeye başlar. Pilot, uçağın kendi kendine iniş yapmasını beklerken ekranda şu yazı belirir:<br />
<br />
"Don't panic. This is Arabic technology! Please repeat after me: Eşhedü en la ilahe illallah..."]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Amerikalılar son teknoloji bir uçak geliştirir ve deneme sürüşü için Suudi Arabistan’a götürürler. Bir Arap pilotu uçağa bindirirler. Uçak havalandıktan kısa süre sonra motorlardan biri aniden patlar! Pilot panikleyecekken dijital ekranda bir yazı belirir:<br />
"Don't panic. This is American technology!"<br />
Uçak otomatik sistemle dengelenir, pilot rahatlar. Az sonra bir motor daha patlar, ekranda yine aynı yazı: "Don't panic..." Pilot uçmaya devam eder. Derken kalan iki motor birden patlar! Hiç motor kalmayınca pilot tam atlayacakken ekran yine yanar, uçak kendi kendine süzülerek yumuşak bir iniş yapar.<br />
<br />
Araplar bu duruma hayran kalır ve "Biz de böyle bir uçak yapmalıyız!" diyerek kolları sıvarlar. Yıllar süren çalışmanın ardından bir prototip üretip denemesi için Amerikalı bir pilot davet ederler.<br />
<br />
Amerikalı pilot havalandıktan birkaç dakika sonra motorlardan biri gürültüyle patlar. Göstergede şu yazı çıkar:<br />
"Don't panic. This is Arabic technology!"<br />
Pilot, "Tamam," der, "bizim sistemi kopyalamışlar, sıkıntı yok." Az sonra ikinci motor da patlar, ekranda yine aynı yazı: "Don't panic..."<br />
<br />
Pilot güvenle uçmaya devam ederken bir anda kalan iki motor da büyük bir gürültüyle infilak eder! Uçak hızla irtifa kaybetmeye başlar. Pilot, uçağın kendi kendine iniş yapmasını beklerken ekranda şu yazı belirir:<br />
<br />
"Don't panic. This is Arabic technology! Please repeat after me: Eşhedü en la ilahe illallah..."]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Mühendisin Tercihi]]></title>
			<link>https://www.geldegul.com/showthread.php?tid=14</link>
			<pubDate>Fri, 20 Mar 2026 23:30:33 +0000</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://www.geldegul.com/member.php?action=profile&uid=1">Hazel</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://www.geldegul.com/showthread.php?tid=14</guid>
			<description><![CDATA[İki mühendislik öğrencisi kampüste yürürken, biri arkadaşının altındaki gıcır gıcır bisikleti fark eder ve merakla sorar:<br />
— "Vay canına! Bu muhteşem bisikleti de nereden buldun?"<br />
<br />
Diğeri gayet sakin bir şekilde anlatmaya başlar:<br />
— "Dün tek başıma kampüste dolaşıyor, bir yandan da okulu bitirince ne iş yapacağımı düşünüyordum. Birden bu bisikletin üzerinde dünya güzeli bir kız geldi ve yanımda durdu. Bisikleti çimenlerin üzerine fırlattı, üzerindeki bütün giysileri tek tek çıkardı ve bana dönüp: 'Hangisini istiyorsan al!' dedi."<br />
<br />
Diğer öğrenci, arkadaşını hak verircesine başını sallayarak cevap verir:<br />
— "Kesinlikle doğru bir seçim yapmışsın dostum; zaten elbiseler muhtemelen sana uymazdı!"]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[İki mühendislik öğrencisi kampüste yürürken, biri arkadaşının altındaki gıcır gıcır bisikleti fark eder ve merakla sorar:<br />
— "Vay canına! Bu muhteşem bisikleti de nereden buldun?"<br />
<br />
Diğeri gayet sakin bir şekilde anlatmaya başlar:<br />
— "Dün tek başıma kampüste dolaşıyor, bir yandan da okulu bitirince ne iş yapacağımı düşünüyordum. Birden bu bisikletin üzerinde dünya güzeli bir kız geldi ve yanımda durdu. Bisikleti çimenlerin üzerine fırlattı, üzerindeki bütün giysileri tek tek çıkardı ve bana dönüp: 'Hangisini istiyorsan al!' dedi."<br />
<br />
Diğer öğrenci, arkadaşını hak verircesine başını sallayarak cevap verir:<br />
— "Kesinlikle doğru bir seçim yapmışsın dostum; zaten elbiseler muhtemelen sana uymazdı!"]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Köprü]]></title>
			<link>https://www.geldegul.com/showthread.php?tid=13</link>
			<pubDate>Fri, 20 Mar 2026 23:29:41 +0000</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://www.geldegul.com/member.php?action=profile&uid=1">Hazel</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://www.geldegul.com/showthread.php?tid=13</guid>
			<description><![CDATA[Bir gün cennet ve cehennem sakinleri aradaki iletişimi kolaylaştırmak için devasa bir köprü yapmaya karar verirler. Anlaşmaya göre köprünün yarısını cennettekiler, diğer yarısını ise cehennemdekiler inşa edecektir.<br />
<br />
Aradan bir ay geçer. Cehennem tarafına bakan melekler bir de ne görsün? Cehennemden cennete doğru muazzam bir köprü uzanmış; çelik halatlar, modern mimari, geniş yollar... Her şey kusursuz!<br />
<br />
Ancak cennet tarafında henüz tek bir çivi bile çakılmamıştır. Zebaniler merakla cennetin kapısına dayanıp meleklere sorar:<br />
— "Hayırdır? Bizim taraf bitti bitiyor, sizde hala tık yok. Neden köprüye başlamıyorsunuz?"<br />
<br />
Melek iç çekerek cevap verir:<br />
— "Ah ah, biz de çok istiyoruz ama nasıl yapalım? Bütün mühendisler sizin tarafta!"]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Bir gün cennet ve cehennem sakinleri aradaki iletişimi kolaylaştırmak için devasa bir köprü yapmaya karar verirler. Anlaşmaya göre köprünün yarısını cennettekiler, diğer yarısını ise cehennemdekiler inşa edecektir.<br />
<br />
Aradan bir ay geçer. Cehennem tarafına bakan melekler bir de ne görsün? Cehennemden cennete doğru muazzam bir köprü uzanmış; çelik halatlar, modern mimari, geniş yollar... Her şey kusursuz!<br />
<br />
Ancak cennet tarafında henüz tek bir çivi bile çakılmamıştır. Zebaniler merakla cennetin kapısına dayanıp meleklere sorar:<br />
— "Hayırdır? Bizim taraf bitti bitiyor, sizde hala tık yok. Neden köprüye başlamıyorsunuz?"<br />
<br />
Melek iç çekerek cevap verir:<br />
— "Ah ah, biz de çok istiyoruz ama nasıl yapalım? Bütün mühendisler sizin tarafta!"]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Tüp Geçit İhalesi]]></title>
			<link>https://www.geldegul.com/showthread.php?tid=12</link>
			<pubDate>Fri, 20 Mar 2026 23:28:02 +0000</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://www.geldegul.com/member.php?action=profile&uid=1">Hazel</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://www.geldegul.com/showthread.php?tid=12</guid>
			<description><![CDATA[Mısır hükümeti, Kızıldeniz’in altına devasa bir tüp geçit yaptırmak için uluslararası bir ihale açar. İhaleye İngiltere, Amerika ve Japonya’dan dev mühendislik firmaları katılır. Türkiye’den ise bizim Temel’in inşaat firması mülakata çağrılır.<br />
<br />
Firmalar teker teker teknik sunumlarını yapmaya başlar:<br />
<br />
İngiliz Firması:<br />
— "Biz denizin iki yakasından eş zamanlı olarak kazmaya başlarız ve tam ortada buluşuruz. Hesaplamalarımızda maksimum 1 metre fark olabilir; 30 metre genişliğindeki tünelde bu farkı kolayca düzeltiriz."<br />
<br />
Amerikan Firması:<br />
— "Biz de iki taraftan kazmaya başlarız ve tam ortada birleşiriz. Teknolojimiz sayesinde sapma payımız maksimum 50 santimetredir."<br />
<br />
Japon Firması:<br />
— "Bizim sistemimiz kusursuzdur. İki taraftan kazmaya başlarız, tam ortada buluşuruz. Maksimum sapma payımız sadece 20 santimetredir."<br />
<br />
Sıra bizim Temel’e gelir. Yetkililer merakla sorar: "Peki Temel Bey, sizin yönteminiz nedir?"<br />
<br />
Temel istifini bozmadan cevap verir:<br />
— "Valla biz de iki taraftan kazmaya başlarız. Ortada buluştuk buluştuk... Buluşamadık, iki tane tüneliniz olur!"]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Mısır hükümeti, Kızıldeniz’in altına devasa bir tüp geçit yaptırmak için uluslararası bir ihale açar. İhaleye İngiltere, Amerika ve Japonya’dan dev mühendislik firmaları katılır. Türkiye’den ise bizim Temel’in inşaat firması mülakata çağrılır.<br />
<br />
Firmalar teker teker teknik sunumlarını yapmaya başlar:<br />
<br />
İngiliz Firması:<br />
— "Biz denizin iki yakasından eş zamanlı olarak kazmaya başlarız ve tam ortada buluşuruz. Hesaplamalarımızda maksimum 1 metre fark olabilir; 30 metre genişliğindeki tünelde bu farkı kolayca düzeltiriz."<br />
<br />
Amerikan Firması:<br />
— "Biz de iki taraftan kazmaya başlarız ve tam ortada birleşiriz. Teknolojimiz sayesinde sapma payımız maksimum 50 santimetredir."<br />
<br />
Japon Firması:<br />
— "Bizim sistemimiz kusursuzdur. İki taraftan kazmaya başlarız, tam ortada buluşuruz. Maksimum sapma payımız sadece 20 santimetredir."<br />
<br />
Sıra bizim Temel’e gelir. Yetkililer merakla sorar: "Peki Temel Bey, sizin yönteminiz nedir?"<br />
<br />
Temel istifini bozmadan cevap verir:<br />
— "Valla biz de iki taraftan kazmaya başlarız. Ortada buluştuk buluştuk... Buluşamadık, iki tane tüneliniz olur!"]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Boru]]></title>
			<link>https://www.geldegul.com/showthread.php?tid=11</link>
			<pubDate>Fri, 20 Mar 2026 23:26:42 +0000</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://www.geldegul.com/member.php?action=profile&uid=1">Hazel</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://www.geldegul.com/showthread.php?tid=11</guid>
			<description><![CDATA[Bir araştırma gezisi sırasında fizikçi, matematikçi, kimyacı, jeolog ve antropologdan oluşan bir heyet arazide fırtınaya yakalanır. Hemen yakındaki eski bir köy evine sığınırlar. Ev sahibi onlara ikram hazırlamak için mutfağa geçtiğinde, hepsinin dikkati odanın ortasındaki ilginç sobaya takılır. Soba, altındaki taşların yardımıyla yerden yaklaşık bir metre yukarıya kurulmuştur.<br />
<br />
Bilim adamları arasında sobanın neden bu kadar yüksekte olduğuna dair hararetli bir tartışma başlar:<br />
<br />
Kimyacı: — "Bence adam sobayı yükselterek aktivasyon enerjisini düşürmüş, böylece daha az odunla daha yüksek verim almayı amaçlamış."<br />
<br />
Fizikçi: — "Kesinlikle hayır! Adam konveksiyon yoluyla ısınan havanın odayı daha kısa sürede ve homojen şekilde ısıtmasını sağlamak istemiş."<br />
<br />
Jeolog: — "Burası tektonik hareketlilik bölgesi. Herhangi bir sarsıntı anında sobanın taşların üzerine devrilmesini sağlayarak yangın riskini minimize etmeyi hedeflemiş."<br />
<br />
Matematikçi: — "Soba odanın tam geometrik merkezine ve dikey eksende optimum noktaya kurulmuş. Amaç, ısı dağılımını lineer bir dengede tutmak."<br />
<br />
Antropolog: — "Bence bu tamamen kültürel. İlkel topluluklarda görülen ateşe tapma ritüelinin modern bir yansıması olarak, ateşi (sobayı) yüceltmek için yukarıya kurmuş."<br />
<br />
Tam o sırada ev sahibi elinde çaylarla içeri girer. Bilim adamları hemen adama merakla sorarlar:<br />
— "Bey amca, sobayı neden bu kadar yukarıya kurdun? Bilimsel açıklaması nedir?"<br />
<br />
Köylü amca şaşkınlıkla cevap verir:<br />
<br />
— "Valla beyim, boru yetmedi!"]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Bir araştırma gezisi sırasında fizikçi, matematikçi, kimyacı, jeolog ve antropologdan oluşan bir heyet arazide fırtınaya yakalanır. Hemen yakındaki eski bir köy evine sığınırlar. Ev sahibi onlara ikram hazırlamak için mutfağa geçtiğinde, hepsinin dikkati odanın ortasındaki ilginç sobaya takılır. Soba, altındaki taşların yardımıyla yerden yaklaşık bir metre yukarıya kurulmuştur.<br />
<br />
Bilim adamları arasında sobanın neden bu kadar yüksekte olduğuna dair hararetli bir tartışma başlar:<br />
<br />
Kimyacı: — "Bence adam sobayı yükselterek aktivasyon enerjisini düşürmüş, böylece daha az odunla daha yüksek verim almayı amaçlamış."<br />
<br />
Fizikçi: — "Kesinlikle hayır! Adam konveksiyon yoluyla ısınan havanın odayı daha kısa sürede ve homojen şekilde ısıtmasını sağlamak istemiş."<br />
<br />
Jeolog: — "Burası tektonik hareketlilik bölgesi. Herhangi bir sarsıntı anında sobanın taşların üzerine devrilmesini sağlayarak yangın riskini minimize etmeyi hedeflemiş."<br />
<br />
Matematikçi: — "Soba odanın tam geometrik merkezine ve dikey eksende optimum noktaya kurulmuş. Amaç, ısı dağılımını lineer bir dengede tutmak."<br />
<br />
Antropolog: — "Bence bu tamamen kültürel. İlkel topluluklarda görülen ateşe tapma ritüelinin modern bir yansıması olarak, ateşi (sobayı) yüceltmek için yukarıya kurmuş."<br />
<br />
Tam o sırada ev sahibi elinde çaylarla içeri girer. Bilim adamları hemen adama merakla sorarlar:<br />
— "Bey amca, sobayı neden bu kadar yukarıya kurdun? Bilimsel açıklaması nedir?"<br />
<br />
Köylü amca şaşkınlıkla cevap verir:<br />
<br />
— "Valla beyim, boru yetmedi!"]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Tuvalet Kağıdı Mühendisliği]]></title>
			<link>https://www.geldegul.com/showthread.php?tid=9</link>
			<pubDate>Fri, 20 Mar 2026 23:22:44 +0000</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://www.geldegul.com/member.php?action=profile&uid=1">Hazel</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://www.geldegul.com/showthread.php?tid=9</guid>
			<description><![CDATA[Dev bir uçak fabrikasında yeni bir model tasarlanır. Her şey kağıt üzerinde mükemmeldir. Ancak ilk test uçuşunda uçak havalandıktan kısa süre sonra kanatları gövde birleşim yerinden kopar ve uçak çakılır.<br />
<br />
Tüm ekip enkazın başında kara kara düşünürken, fabrikanın temizlikçisi yanlarına yaklaşır ve kısık bir sesle:<br />
— "Kanatla gövdenin birleştiği yerlere sıra sıra delikler delin," der.<br />
<br />
Mühendisler adama gülerler ve dikkate almazlar. İki yıllık yeni bir çalışma, binlerce hesaplama ve ikinci test uçuşu... Sonuç yine hüsran; kanatlar tam aynı noktadan kopmuştur. Enkazın başındaki o temizlikçi yine aynı şeyi söyler:<br />
— "Delik delin kardeşim, delik..."<br />
<br />
Üçüncü deneme de başarısızlıkla sonuçlanınca, proje sorumluları çaresizlikten "ne kaybederiz ki?" diyerek adamın dediğini yaparlar. Birleşim yerlerine sıra sıra delikler delinir. Sonuç inanılmazdır; uçak havada taklalar atsa da kanatları sapasağlam kalır!<br />
<br />
Hemen o temizlikçiyi bulup genel müdürün karşısına çıkarırlar. Genel müdür şaşkınlık içindedir:<br />
— "Bak evladım, biz onca profesör, mühendis ve bilim adamı bu sorunu çözemedik, sen nasıl başardın? Kimsin sen, hangi okuldan mezunsun?"<br />
<br />
Adamcağız mahcup bir tavırla boynunu büker:<br />
— "Valla beyim, ben alt tarafı tuvalet temizleyicisiyim. Ama yıllardır şunu gözlemliyorum; o kahrolası tuvalet kağıtları hiçbir zaman o delikli yerlerinden kopmazlar, hep başka yerden yırtılırlar!"]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Dev bir uçak fabrikasında yeni bir model tasarlanır. Her şey kağıt üzerinde mükemmeldir. Ancak ilk test uçuşunda uçak havalandıktan kısa süre sonra kanatları gövde birleşim yerinden kopar ve uçak çakılır.<br />
<br />
Tüm ekip enkazın başında kara kara düşünürken, fabrikanın temizlikçisi yanlarına yaklaşır ve kısık bir sesle:<br />
— "Kanatla gövdenin birleştiği yerlere sıra sıra delikler delin," der.<br />
<br />
Mühendisler adama gülerler ve dikkate almazlar. İki yıllık yeni bir çalışma, binlerce hesaplama ve ikinci test uçuşu... Sonuç yine hüsran; kanatlar tam aynı noktadan kopmuştur. Enkazın başındaki o temizlikçi yine aynı şeyi söyler:<br />
— "Delik delin kardeşim, delik..."<br />
<br />
Üçüncü deneme de başarısızlıkla sonuçlanınca, proje sorumluları çaresizlikten "ne kaybederiz ki?" diyerek adamın dediğini yaparlar. Birleşim yerlerine sıra sıra delikler delinir. Sonuç inanılmazdır; uçak havada taklalar atsa da kanatları sapasağlam kalır!<br />
<br />
Hemen o temizlikçiyi bulup genel müdürün karşısına çıkarırlar. Genel müdür şaşkınlık içindedir:<br />
— "Bak evladım, biz onca profesör, mühendis ve bilim adamı bu sorunu çözemedik, sen nasıl başardın? Kimsin sen, hangi okuldan mezunsun?"<br />
<br />
Adamcağız mahcup bir tavırla boynunu büker:<br />
— "Valla beyim, ben alt tarafı tuvalet temizleyicisiyim. Ama yıllardır şunu gözlemliyorum; o kahrolası tuvalet kağıtları hiçbir zaman o delikli yerlerinden kopmazlar, hep başka yerden yırtılırlar!"]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Mühendis ve Konuşan Kurbağa]]></title>
			<link>https://www.geldegul.com/showthread.php?tid=8</link>
			<pubDate>Fri, 20 Mar 2026 23:21:02 +0000</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://www.geldegul.com/member.php?action=profile&uid=1">Hazel</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://www.geldegul.com/showthread.php?tid=8</guid>
			<description><![CDATA[Adamın biri yolda yürürken ayağının dibinde bir kurbağa görür. Tam o sırada kurbağa dile gelir:<br />
— "Ben aslında bir insanım! Eğer beni bir kere öpersen, dünyalar güzeli bir prensese dönüşürüm."<br />
<br />
Adam şaşkınlıkla kurbağayı eline alır, şöyle bir inceler ve cebine koyar. Kurbağa içeriden bağırmaya devam eder:<br />
— "Hey! Eğer beni öper ve prensese dönüştürürsen, seninle tam bir hafta kalmaya razıyım!"<br />
<br />
Adam kurbağayı cebinden çıkarır, hafifçe gülümser ve tekrar cebine koyar. Kurbağa bu sefer yalvarmaya başlar:<br />
— "Bak, eğer beni öpüp o eski güzelliğime kavuşturursan, seninle bir hafta kalırım ve istediğin her şeyi yaparım. Neden beni öpmüyorsun?"<br />
<br />
Sonunda adam kurbağayı tekrar çıkarır ve cevap verir:<br />
— "Bak güzelim, ben bir mühendisim. Benim kızlarla, ilişkilerle uğraşacak pek vaktim yok. Ama 'konuşan bir kurbağa' teknik açıdan çok daha ilginç geliyor!"]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Adamın biri yolda yürürken ayağının dibinde bir kurbağa görür. Tam o sırada kurbağa dile gelir:<br />
— "Ben aslında bir insanım! Eğer beni bir kere öpersen, dünyalar güzeli bir prensese dönüşürüm."<br />
<br />
Adam şaşkınlıkla kurbağayı eline alır, şöyle bir inceler ve cebine koyar. Kurbağa içeriden bağırmaya devam eder:<br />
— "Hey! Eğer beni öper ve prensese dönüştürürsen, seninle tam bir hafta kalmaya razıyım!"<br />
<br />
Adam kurbağayı cebinden çıkarır, hafifçe gülümser ve tekrar cebine koyar. Kurbağa bu sefer yalvarmaya başlar:<br />
— "Bak, eğer beni öpüp o eski güzelliğime kavuşturursan, seninle bir hafta kalırım ve istediğin her şeyi yaparım. Neden beni öpmüyorsun?"<br />
<br />
Sonunda adam kurbağayı tekrar çıkarır ve cevap verir:<br />
— "Bak güzelim, ben bir mühendisim. Benim kızlarla, ilişkilerle uğraşacak pek vaktim yok. Ama 'konuşan bir kurbağa' teknik açıdan çok daha ilginç geliyor!"]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Yönetici ve Mühendis]]></title>
			<link>https://www.geldegul.com/showthread.php?tid=7</link>
			<pubDate>Fri, 20 Mar 2026 23:19:46 +0000</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://www.geldegul.com/member.php?action=profile&uid=1">Hazel</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://www.geldegul.com/showthread.php?tid=7</guid>
			<description><![CDATA[Büyük bir şirketin üst düzey yöneticilerinden biri, New York semalarında sıcak hava balonuyla gezintiye çıkar. Aksilik bu ya, rüzgar sertleşir ve yönetici pusulasını aşağıya düşürüp yönünü kaybeder. Alçalmaya çalışırken bir gökdelenin tepesinde sigara içen bir adam görür ve bağırır:<br />
<br />
— "Pardon! Ben tam olarak neredeyim acaba?"<br />
<br />
Gökdelendeki adam istifini bozmadan cevap verir:<br />
— "Yerden tam 500 feet yükseklikte, bir balonun içindesin!"<br />
<br />
Yönetici bu cevaba sinirlenir ve ters bir ses tonuyla sorar:<br />
— "Sen mühendissin, değil mi?"<br />
<br />
Adam şaşırarak "Evet, mühendisim" der. "Peki, bunu nasıl bildin?"<br />
<br />
Yönetici cevap verir:<br />
— "Çünkü başım belada ve sana hayati bir soru soruyorum. Verdiğin cevap %100 doğru ama benim hiçbir işime yaramıyor!"<br />
<br />
Gökdelenin tepesindeki mühendis gülümser ve balondaki adama seslenir:<br />
— "Sen de üst düzey bir yöneticisin, değil mi?"<br />
<br />
Bu kez şaşırma sırası yöneticidedir:<br />
— "Evet, öyleyim! Ama sen nereden bildin bunu?"<br />
<br />
Mühendis cevabı yapıştırır:<br />
— "Çünkü yerden 500 feet yükseklikte bir balonun içinde kaybolmuşsun, pusulan yok, durumun berbat... Ama her ne hikmetse, şu an bu benim suçum oldu!"]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Büyük bir şirketin üst düzey yöneticilerinden biri, New York semalarında sıcak hava balonuyla gezintiye çıkar. Aksilik bu ya, rüzgar sertleşir ve yönetici pusulasını aşağıya düşürüp yönünü kaybeder. Alçalmaya çalışırken bir gökdelenin tepesinde sigara içen bir adam görür ve bağırır:<br />
<br />
— "Pardon! Ben tam olarak neredeyim acaba?"<br />
<br />
Gökdelendeki adam istifini bozmadan cevap verir:<br />
— "Yerden tam 500 feet yükseklikte, bir balonun içindesin!"<br />
<br />
Yönetici bu cevaba sinirlenir ve ters bir ses tonuyla sorar:<br />
— "Sen mühendissin, değil mi?"<br />
<br />
Adam şaşırarak "Evet, mühendisim" der. "Peki, bunu nasıl bildin?"<br />
<br />
Yönetici cevap verir:<br />
— "Çünkü başım belada ve sana hayati bir soru soruyorum. Verdiğin cevap %100 doğru ama benim hiçbir işime yaramıyor!"<br />
<br />
Gökdelenin tepesindeki mühendis gülümser ve balondaki adama seslenir:<br />
— "Sen de üst düzey bir yöneticisin, değil mi?"<br />
<br />
Bu kez şaşırma sırası yöneticidedir:<br />
— "Evet, öyleyim! Ama sen nereden bildin bunu?"<br />
<br />
Mühendis cevabı yapıştırır:<br />
— "Çünkü yerden 500 feet yükseklikte bir balonun içinde kaybolmuşsun, pusulan yok, durumun berbat... Ama her ne hikmetse, şu an bu benim suçum oldu!"]]></content:encoded>
		</item>
	</channel>
</rss>