<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/">
	<channel>
		<title><![CDATA[Geldegül - Gülmek İçin Bahaneniz Olsun - Asker, Av ve Avcı Fıkraları]]></title>
		<link>https://www.geldegul.com/</link>
		<description><![CDATA[Geldegül - Gülmek İçin Bahaneniz Olsun - https://www.geldegul.com]]></description>
		<pubDate>Sat, 16 May 2026 02:57:29 +0000</pubDate>
		<generator>MyBB</generator>
		<item>
			<title><![CDATA[Şamar]]></title>
			<link>https://www.geldegul.com/showthread.php?tid=35</link>
			<pubDate>Sat, 21 Mar 2026 21:36:53 +0000</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://www.geldegul.com/member.php?action=profile&uid=1">Hazel</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://www.geldegul.com/showthread.php?tid=35</guid>
			<description><![CDATA[Bir gün bir yüzbaşı ve emir eri, trende yolculuk yapmaktadır. Kompartımanda onlardan başka çok güzel, alımlı bir genç kız ve annesi vardır. Tren yol alırken uzunca bir tünele girer, ortalık zifiri karanlık olur.<br />
<br />
Sessizliğin içinde birden yüksek sesli bir "Muck!" öpücük sesi, hemen ardından da "ŞIRRAAAK!" diye yankılanan bir tokat sesi duyulur.<br />
<br />
Tren tünelden çıktığında herkes birbirine bakmaktadır. Kompartımandakiler içlerinden şunları geçirir:<br />
<br />
- Genç Kız: "Vay be, herif karanlıktan istifade annemi öpmeye kalktı, şamarı yedi. Aferin anne!"<br />
<br />
- Anne: "Helal olsun kızıma! Elin askeri kızı öpmeye kalktı, benimki yapıştırdı tokadı!"<br />
<br />
- Yüzbaşı: (Yanağını tutarak) "Ulan asker kızı öptü, ihale bana kaldı, tokadı ben yedim. Bittin sen çocuk!"<br />
<br />
- Emir Eri: (Bıyık altından gülerek) "Ah ulan... Havaya bir öpücük, yüzbaşıya bir şamar! İntikam böyle alınır işte!"]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Bir gün bir yüzbaşı ve emir eri, trende yolculuk yapmaktadır. Kompartımanda onlardan başka çok güzel, alımlı bir genç kız ve annesi vardır. Tren yol alırken uzunca bir tünele girer, ortalık zifiri karanlık olur.<br />
<br />
Sessizliğin içinde birden yüksek sesli bir "Muck!" öpücük sesi, hemen ardından da "ŞIRRAAAK!" diye yankılanan bir tokat sesi duyulur.<br />
<br />
Tren tünelden çıktığında herkes birbirine bakmaktadır. Kompartımandakiler içlerinden şunları geçirir:<br />
<br />
- Genç Kız: "Vay be, herif karanlıktan istifade annemi öpmeye kalktı, şamarı yedi. Aferin anne!"<br />
<br />
- Anne: "Helal olsun kızıma! Elin askeri kızı öpmeye kalktı, benimki yapıştırdı tokadı!"<br />
<br />
- Yüzbaşı: (Yanağını tutarak) "Ulan asker kızı öptü, ihale bana kaldı, tokadı ben yedim. Bittin sen çocuk!"<br />
<br />
- Emir Eri: (Bıyık altından gülerek) "Ah ulan... Havaya bir öpücük, yüzbaşıya bir şamar! İntikam böyle alınır işte!"]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Kimin Yalanı Daha Büyük?]]></title>
			<link>https://www.geldegul.com/showthread.php?tid=33</link>
			<pubDate>Sat, 21 Mar 2026 21:32:57 +0000</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://www.geldegul.com/member.php?action=profile&uid=1">Hazel</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://www.geldegul.com/showthread.php?tid=33</guid>
			<description><![CDATA[Bir gün er, bölük komutanının odasına girer ve mahcup bir tavırla izin ister. Komutan kaşlarını çatarak sorar:<br />
— "Hayırdır evladım, ne izni bu?"<br />
<br />
Asker boynunu büker:<br />
— "Komutanım, az önce karımdan mektup aldım. Bizim ufaklık çok hastaymış, hanım 'Yetiş' diyor..."<br />
<br />
Komutan masasındaki dosyadan başını bile kaldırmadan gürler:<br />
— "Yalan söylüyorsun asker! Karından gelen mektubu demin ben de okudum, çocuk gayet iyiymiş, hiçbir sağlık sorunundan bahsetmiyordu!"<br />
<br />
Asker esas duruşa geçip selamını verir, tam kapıdan çıkacakken arkasını döner ve gayet sakin bir sesle:<br />
— "Komutanım," der. "Anlaşılan ikimiz de fena yalancıyız... Çünkü ben bekârım!"]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Bir gün er, bölük komutanının odasına girer ve mahcup bir tavırla izin ister. Komutan kaşlarını çatarak sorar:<br />
— "Hayırdır evladım, ne izni bu?"<br />
<br />
Asker boynunu büker:<br />
— "Komutanım, az önce karımdan mektup aldım. Bizim ufaklık çok hastaymış, hanım 'Yetiş' diyor..."<br />
<br />
Komutan masasındaki dosyadan başını bile kaldırmadan gürler:<br />
— "Yalan söylüyorsun asker! Karından gelen mektubu demin ben de okudum, çocuk gayet iyiymiş, hiçbir sağlık sorunundan bahsetmiyordu!"<br />
<br />
Asker esas duruşa geçip selamını verir, tam kapıdan çıkacakken arkasını döner ve gayet sakin bir sesle:<br />
— "Komutanım," der. "Anlaşılan ikimiz de fena yalancıyız... Çünkü ben bekârım!"]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Şehit Dedenin Anıları]]></title>
			<link>https://www.geldegul.com/showthread.php?tid=32</link>
			<pubDate>Sat, 21 Mar 2026 21:31:28 +0000</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://www.geldegul.com/member.php?action=profile&uid=1">Hazel</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://www.geldegul.com/showthread.php?tid=32</guid>
			<description><![CDATA[Torunu, dizinin dibine oturduğu dedesine yalvarıyormuş:<br />
<br />
— "Dedeciğim, ne olur anlat... Savaşta neler geldi başınıza? Esir düşmüşsünüz doğru mu?"<br />
<br />
Dede, derin bir iç çekip uzaklara bakmış:<br />
<br />
— "Ah evladım, sorma... Bizi esir aldılar. Günlerce aç bıraktılar, işkenceler, dayaklar... Canımız burnumuza geldi."<br />
<br />
Torunu heyecanla sormuş:<br />
<br />
— "Sonra ne oldu dede? Nasıl kurtuldunuz?"<br />
<br />
Dede anlatmaya devam etmiş:<br />
<br />
— "Bir sabah hepimizi meydanda topladılar. Karşı mıza geçip dediler ki: 'Ya hepinizi sırayla s...ceğiz, ya da kurşuna dizeceğiz! Kararınızı verin!'"<br />
<br />
Torunu nefesini tutmuş, merakla sormuş:<br />
<br />
— "Eee dede? Sonra ne oldu? Sen ne yaptın?"<br />
<br />
Dede, yüzünde hüzünlü bir ifadeyle torununa bakmış:<br />
<br />
— "Ne olacak evladım... Hepimizi kurşuna dizdiler!"]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Torunu, dizinin dibine oturduğu dedesine yalvarıyormuş:<br />
<br />
— "Dedeciğim, ne olur anlat... Savaşta neler geldi başınıza? Esir düşmüşsünüz doğru mu?"<br />
<br />
Dede, derin bir iç çekip uzaklara bakmış:<br />
<br />
— "Ah evladım, sorma... Bizi esir aldılar. Günlerce aç bıraktılar, işkenceler, dayaklar... Canımız burnumuza geldi."<br />
<br />
Torunu heyecanla sormuş:<br />
<br />
— "Sonra ne oldu dede? Nasıl kurtuldunuz?"<br />
<br />
Dede anlatmaya devam etmiş:<br />
<br />
— "Bir sabah hepimizi meydanda topladılar. Karşı mıza geçip dediler ki: 'Ya hepinizi sırayla s...ceğiz, ya da kurşuna dizeceğiz! Kararınızı verin!'"<br />
<br />
Torunu nefesini tutmuş, merakla sormuş:<br />
<br />
— "Eee dede? Sonra ne oldu? Sen ne yaptın?"<br />
<br />
Dede, yüzünde hüzünlü bir ifadeyle torununa bakmış:<br />
<br />
— "Ne olacak evladım... Hepimizi kurşuna dizdiler!"]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[En Cesur Asker]]></title>
			<link>https://www.geldegul.com/showthread.php?tid=31</link>
			<pubDate>Sat, 21 Mar 2026 21:29:31 +0000</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://www.geldegul.com/member.php?action=profile&uid=1">Hazel</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://www.geldegul.com/showthread.php?tid=31</guid>
			<description><![CDATA[NATO tatbikatında generaller kendi askerlerinin ne kadar gözü pek olduğunu kanıtlamak için bir iddiaya tutuşmuşlar.<br />
<br />
Önce Karacı General öne çıkmış, tankın namlusunun ucundaki askerine bağırmış:<br />
— "Evladım! Vatanın için şu hareket halindeki tankın altına atla!"<br />
Asker hiç düşünmeden "Vatan sağ olsun!" diyip atlamış ve ezilerek can vermiş. General gururla: "İşte disiplin, işte cesaret!" demiş.<br />
<br />
Sıra Havacı General'e gelmiş. Askerini bin metre yükseklikteki uçağın kapısına çağırmış:<br />
— "Evladım! Paraşütsüz aşağı atla!"<br />
Asker "Emredersiniz komutanım!" demiş, boşluğa bırakmış kendini. Çakılmış ama emri ikiletmemiş. General gözleri dolarak: "İşte sadakat!" demiş.<br />
<br />
En son Denizci Amiral gelmiş. Gemi hızla giderken güvertedeki gemicisine seslenmiş:<br />
— "Oğlum! Şu pervanelerin arasına atla!"<br />
Denizci şöyle bir komutana bakmış, sonra eliyle malum işareti (Nâhh!) yaparak cevap vermiş:<br />
— "Hayatta atlamam komutanım, deli misiniz?!"<br />
<br />
Diğer generaller şaşkınlıkla "Bu mu cesaret?" diye bakarken, Amiral göğsünü kabartarak yanındakilere dönmüş:<br />
— "Gördünüz mü? Asıl cesaret budur... Komutanına 'Nah' çekebilecek bir askere sahip olmaktır!"]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[NATO tatbikatında generaller kendi askerlerinin ne kadar gözü pek olduğunu kanıtlamak için bir iddiaya tutuşmuşlar.<br />
<br />
Önce Karacı General öne çıkmış, tankın namlusunun ucundaki askerine bağırmış:<br />
— "Evladım! Vatanın için şu hareket halindeki tankın altına atla!"<br />
Asker hiç düşünmeden "Vatan sağ olsun!" diyip atlamış ve ezilerek can vermiş. General gururla: "İşte disiplin, işte cesaret!" demiş.<br />
<br />
Sıra Havacı General'e gelmiş. Askerini bin metre yükseklikteki uçağın kapısına çağırmış:<br />
— "Evladım! Paraşütsüz aşağı atla!"<br />
Asker "Emredersiniz komutanım!" demiş, boşluğa bırakmış kendini. Çakılmış ama emri ikiletmemiş. General gözleri dolarak: "İşte sadakat!" demiş.<br />
<br />
En son Denizci Amiral gelmiş. Gemi hızla giderken güvertedeki gemicisine seslenmiş:<br />
— "Oğlum! Şu pervanelerin arasına atla!"<br />
Denizci şöyle bir komutana bakmış, sonra eliyle malum işareti (Nâhh!) yaparak cevap vermiş:<br />
— "Hayatta atlamam komutanım, deli misiniz?!"<br />
<br />
Diğer generaller şaşkınlıkla "Bu mu cesaret?" diye bakarken, Amiral göğsünü kabartarak yanındakilere dönmüş:<br />
— "Gördünüz mü? Asıl cesaret budur... Komutanına 'Nah' çekebilecek bir askere sahip olmaktır!"]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Sen Galiba Kaçmaya Çalışıyorsun]]></title>
			<link>https://www.geldegul.com/showthread.php?tid=30</link>
			<pubDate>Sat, 21 Mar 2026 21:27:20 +0000</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://www.geldegul.com/member.php?action=profile&uid=1">Hazel</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://www.geldegul.com/showthread.php?tid=30</guid>
			<description><![CDATA[İkinci Dünya Savaşı sırasında bir İngiliz pilotun uçağı Almanya üzerinde düşürülür ve esir alınır. Ancak ağır yaralı olan pilotun önce bir bacağı, sonra da kolları kangren olur.<br />
<br />
Alman doktorlar bacağını kestiklerinde İngiliz bir ricada bulunur:<br />
— "Lütfen bu bacağı ana vatanım İngiltere’ye gönderin, orada toprağa verilsin."<br />
<br />
Almanlar, düşman da olsa bu "soylu" isteği kırmaz ve bacağı bir uçakla İngiltere semalarına bırakırlar. Bir süre sonra pilotun kolu da kesilir, İngiliz yine aynı şeyi rica eder. Almanlar onu da gönderirler.<br />
<br />
Derken diğer kolu da kesilmek zorunda kalınca İngiliz tekrar yalvarır:<br />
— "Ne olursunuz, bu kolumu da vatanıma gönderin..."<br />
<br />
Bu kez Alman komutan sertçe araya girer:<br />
— "Hayır! Bu sefer olmaz!"<br />
<br />
İngiliz şaşkınlıkla sorar:<br />
— "Ama neden? Diğerlerini gönderdiniz?"<br />
<br />
Alman komutan ters ters bakıp cevap verir:<br />
— "Sen galiba ufak ufak kaçmaya çalışıyorsun!"]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[İkinci Dünya Savaşı sırasında bir İngiliz pilotun uçağı Almanya üzerinde düşürülür ve esir alınır. Ancak ağır yaralı olan pilotun önce bir bacağı, sonra da kolları kangren olur.<br />
<br />
Alman doktorlar bacağını kestiklerinde İngiliz bir ricada bulunur:<br />
— "Lütfen bu bacağı ana vatanım İngiltere’ye gönderin, orada toprağa verilsin."<br />
<br />
Almanlar, düşman da olsa bu "soylu" isteği kırmaz ve bacağı bir uçakla İngiltere semalarına bırakırlar. Bir süre sonra pilotun kolu da kesilir, İngiliz yine aynı şeyi rica eder. Almanlar onu da gönderirler.<br />
<br />
Derken diğer kolu da kesilmek zorunda kalınca İngiliz tekrar yalvarır:<br />
— "Ne olursunuz, bu kolumu da vatanıma gönderin..."<br />
<br />
Bu kez Alman komutan sertçe araya girer:<br />
— "Hayır! Bu sefer olmaz!"<br />
<br />
İngiliz şaşkınlıkla sorar:<br />
— "Ama neden? Diğerlerini gönderdiniz?"<br />
<br />
Alman komutan ters ters bakıp cevap verir:<br />
— "Sen galiba ufak ufak kaçmaya çalışıyorsun!"]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Arada R Var!]]></title>
			<link>https://www.geldegul.com/showthread.php?tid=28</link>
			<pubDate>Sat, 21 Mar 2026 21:14:47 +0000</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://www.geldegul.com/member.php?action=profile&uid=1">Hazel</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://www.geldegul.com/showthread.php?tid=28</guid>
			<description><![CDATA[abura yeni bir komutan atanmış ve ayağının tozuyla tüm askerleri içtima alanına toplamış. Kürsüye çıkan komutan, sert bir tonla tanışma konuşmasına başlamış:<br />
<br />
— "Arkadaşlar, bugün tanışmak için sizi buraya topladım. Benim adım Ahmet, soyadım KIRÇ. Üstüne basa basa söylüyorum; Kırç! Arada 'R' harfi var. Sakın ola diliniz sürçmesin, yanlış bir şey söylemeyin, çok fena yaparım! Herkes ezberlesin, hata istemiyorum!"<br />
<br />
Askerler dağılmış ama hepsini bir telaş almış. Herkes içinden sürekli aynı şeyi tekrar ediyormuş: "Arada R var, arada R var..."<br />
<br />
Komutan bu konuda ne kadar hassas olduğunu kanıtlamak istercesine, her gün sağda solda gördüğü askeri durdurup sormaya başlamış:<br />
— "Sen! Soyadım ne benim?"<br />
— "Kırç komutanım!"<br />
— "Aferin, geç yerine!"<br />
<br />
Günler geçmiş, herkes hatasız cevap veriyormuş. Ancak bölüğün Laz askeri bu durumdan dolayı çok sancılıymış. "Ya bir gün piyango bana vurursa da şaşırırsam?" diye daralır, kendi kendine harfleri çalışırmış.<br />
<br />
Nihayet beklenen o "tehlikeli" an gelmiş. Bir tören esnasında komutan aniden arkasına dönmüş ve bizim Laz askeri işaret ederek gürlemiş:<br />
— "Sen! Söyle bakalım, soyadım ne benim?"<br />
<br />
Bizimkinde şafak atmış, heyecandan nutku tutulmuş, yaprak gibi titremeye başlamış. Komutan iyice sinirlenmiş:<br />
— "Sana söylüyorum asker! Yanıt ver, asabımı bozma!"<br />
<br />
Hemen arkasındaki arkadaşı, Laz’ın başının belaya gireceğini anlayınca arkadan sessizce fısıldamış:<br />
— "Oğlum söylesene... Arada R var, arada R var..."<br />
<br />
O heyecanla iyice karışan Laz asker, kendinden emin bir şekilde patlatmış cevabı:<br />
— "GÖRT KOMUTANIM!"]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[abura yeni bir komutan atanmış ve ayağının tozuyla tüm askerleri içtima alanına toplamış. Kürsüye çıkan komutan, sert bir tonla tanışma konuşmasına başlamış:<br />
<br />
— "Arkadaşlar, bugün tanışmak için sizi buraya topladım. Benim adım Ahmet, soyadım KIRÇ. Üstüne basa basa söylüyorum; Kırç! Arada 'R' harfi var. Sakın ola diliniz sürçmesin, yanlış bir şey söylemeyin, çok fena yaparım! Herkes ezberlesin, hata istemiyorum!"<br />
<br />
Askerler dağılmış ama hepsini bir telaş almış. Herkes içinden sürekli aynı şeyi tekrar ediyormuş: "Arada R var, arada R var..."<br />
<br />
Komutan bu konuda ne kadar hassas olduğunu kanıtlamak istercesine, her gün sağda solda gördüğü askeri durdurup sormaya başlamış:<br />
— "Sen! Soyadım ne benim?"<br />
— "Kırç komutanım!"<br />
— "Aferin, geç yerine!"<br />
<br />
Günler geçmiş, herkes hatasız cevap veriyormuş. Ancak bölüğün Laz askeri bu durumdan dolayı çok sancılıymış. "Ya bir gün piyango bana vurursa da şaşırırsam?" diye daralır, kendi kendine harfleri çalışırmış.<br />
<br />
Nihayet beklenen o "tehlikeli" an gelmiş. Bir tören esnasında komutan aniden arkasına dönmüş ve bizim Laz askeri işaret ederek gürlemiş:<br />
— "Sen! Söyle bakalım, soyadım ne benim?"<br />
<br />
Bizimkinde şafak atmış, heyecandan nutku tutulmuş, yaprak gibi titremeye başlamış. Komutan iyice sinirlenmiş:<br />
— "Sana söylüyorum asker! Yanıt ver, asabımı bozma!"<br />
<br />
Hemen arkasındaki arkadaşı, Laz’ın başının belaya gireceğini anlayınca arkadan sessizce fısıldamış:<br />
— "Oğlum söylesene... Arada R var, arada R var..."<br />
<br />
O heyecanla iyice karışan Laz asker, kendinden emin bir şekilde patlatmış cevabı:<br />
— "GÖRT KOMUTANIM!"]]></content:encoded>
		</item>
	</channel>
</rss>